Kayıtlar

Mayıs, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Probenecid ve penisilinin birlikte kullanımı

 Farmakokinetik bir etkileşim nedeniyle özellikle dikkat çeker. Probenecid, böbrek tübüllerinde organik anyon taşıyıcılarına (OAT'lar) etki ederek belirli ilaçların tübüler sekresyonunu inhibe eder. Bu mekanizma, probenecidin penisilinle birlikte kullanılmasının temelini oluşturur. ### Probenecid ve Penisilin Etkileşimi 1. ** Farmakokinetik Mekanizma **:    - Böbreklerde, penisilinler ve diğer beta-laktam antibiyotikler aktif olarak tübüler sekresyon yoluyla atılır. Bu süreçte organik anyon taşıyıcıları (OAT'lar) rol oynar.    - Probenecid, bu taşıyıcıları inhibe ederek penisilinin böbreklerden atılımını yavaşlatır. Böylece, penisilinin plazma konsantrasyonu artar ve eliminasyon yarı ömrü uzar. 2. ** Klinik Sonuçlar **:    - Penisilinin plazma konsantrasyonunun artması, daha uzun süre yüksek terapötik seviyelerde kalmasını sağlar.    - Bu etkileşim, özellikle ciddi enfeksiyonların tedavisinde, penisilin dozaj aralığını uzatarak ve doz sıklığı...

Nonlineer kinetik ilaçlar

 Farmakokinetik davranışlarının doğrusal (lineer) olmamasıyla karakterize edilen ilaçlardır. Bu tür ilaçlarda, doz arttıkça ilaç konsantrasyonu ve farmakokinetik parametreler (emilim, dağılım, metabolizma ve eliminasyon) doğrusal bir şekilde artmaz. Bu durum, vücudun ilaçla başa çıkma kapasitesinin doza bağlı olarak değiştiği çeşitli mekanizmalar nedeniyle ortaya çıkabilir. Nonlineer Kinetik Mekanizmalar Nonlineer kinetik, farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir, örneğin: 1. Doygun Metabolizma (Saturable Metabolism):    - Karaciğerin veya diğer metabolik organların enzim kapasiteleri sınırlıdır. Belirli bir dozun üzerinde, enzimler doygun hale gelir ve metabolizma hızı sabitlenir. Bu durum, Michaelis-Menten kinetiği olarak bilinir.    - Örneğin, fenitoin gibi bazı ilaçlar bu şekilde davranır. Düşük dozlarda birinci derece kinetik gösterirlerken, yüksek dozlarda enzim doygunluğu nedeniyle sıfırıncı derece kinetik gösterirler. 2. Taşıyıcı Doygunluğu (Saturable Tran...

Vücutta iki kompartman modeli

Resim
Farmakokinetikte ilaçların vücut içinde dağılımını ve eliminasyonunu tanımlamak için kullanılan bir matematiksel modeldir. Bu model, vücudu iki farklı bölmeye (kompartmana) ayırır: merkezi kompartman ve periferik kompartman. Merkezi Kompartman Merkezi kompartman, hızlı bir şekilde ilaç dağılımının gerçekleştiği bölgedir ve genellikle kan plazması ve iyi derecede perfüze olan organları (kalp, karaciğer, böbrekler) içerir. İlacın uygulandığı andan itibaren hızla ulaşabileceği ve dağılım göstereceği yerlerdir. Periferik Kompartman Periferik kompartman ise daha yavaş bir şekilde ilaç dağılımının gerçekleştiği dokuları ve organları içerir. Bu kompartman genellikle kaslar, yağ dokusu ve deri gibi daha az kanlanan dokuları kapsar. İlaç, merkezi kompartmandan periferik kompartmana doğru geçer ve orada birikir. İki Kompartman Modelinin Özellikleri     Dağılım Fazı (α Fazı): İlaç uygulandıktan hemen sonra, ilaç hızla merkezi kompartmana geçer ve oradan periferik kompartmana dağılım göst...

İlacın vücutta dağılımı ile kararlı durum konsantrasyonu arasındaki ilişki

İlaçların terapötik etkilerini gösterebilmeleri için belirli bir konsantrasyonda hedef dokularda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda, ilacın vücuttaki dağılımı ve kararlı durum konsantrasyonu (Css) önemli parametrelerdir. Kararlı durum konsantrasyonu, ilacın vücutta sabit bir hızla alınıp, sabit bir hızla elimine edildiği durumdur. Bu makalede, ilacın vücuttaki dağılımı ile kararlı durum konsantrasyonu arasındaki ilişki ele alınacaktır.  İlacın Vücuttaki Dağılımı İlacın vücutta dağılımı, farmakokinetik parametrelerden biri olan dağılım hacmi (Vd) ile karakterize edilir. Dağılım hacmi, ilacın vücutta ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteren teorik bir hacimdir ve şu formül ile hesaplanır: Vd=C0/ Dose​ Burada: ( Vd ): Dağılım hacmi ( Dose ): Uygulanan doz ( C0 ): İlacın uygulama sonrası plazmadaki başlangıç konsantrasyonu Dağılım hacmi, ilacın plazmadan dokulara geçişini ve dokularda ne kadar yaygın olarak dağıldığını anlamamıza yardımcı olur. Yüksek Vd değerleri, ilacın plaz...

Farmakokinetik

Resim
 Farmakokikentik ilacın vücut içine girişini ve dışına çıkışını kantitatif olarak absorbisyon, dağılım ve eliminasyon açısından incelenmesine denir. 1)  Yukarıda bazı farmakokinetik ile ilgili birimler verilmiştir. 2) Reaksiyon dereceleri ve oranları: A) Sıfır derece kinetiği: bu durumda ilaç konsantrasyonu zamana bağımlı olarak sabit bir oranda değişir. Buradaki C ilaç konsantrasyonu t zaman k ise sıfırıncı derece kinetiği sabitidir.  Burada  başlangıçtaki ilacın konsantrasyonu C ise t zamanındaki ilacın konsantrasyonudur.  k sabitinin başındaki negatif işaret zamanla eğimin azaldığını gösterir. Görüldüğü gibi başlangıç konsantrasyonu arttıkça eliminasyon hızı sabit kalır yani eliminasyon hızı konsantrasyona bağımsızdır denilebilir. Ancak t süresi konsantrasyon ile artar çünkü hız sabit olduğu için konsantrasyon arttıkça t artar. B) Birinci derece kinetiği Zamana bağımlı ilaç konsantrasyonu değişimi birinci derece konsantrasyon sabiti ile ilaç konsantrasyonunun...

Tablet eksipiyanları

Resim
 Tabletler kuru granülasyon, yaş granülasyon ve doğrudan sıkıştırma yoluyla üretilir. Tablet eksipiyanları: 1) Seyrelticiler: etken madde dozajı düşük olan tabletler için dolgu maddesi olarak kullanılırlar. Dolgu maddeleri ayrıca kohezyonu iyileştirebilir, akışı iyileştirebilir veya direk basıma yardımcı olabilir. Yaygın seyrelticiler: kaolin, laktoz, mannitol, nişasta, mikrokristal selüloz, toz şeker ve kalsiyum fosfat. Seyreltici seçimi: maliyet, diğer tablet bileşenleri ile uygunluk ve üreticinin deneyimi önemlidir. 2) Bağlayıcılar: granülasyonu sağlamak amacıyla kuru veya ıslak formda eklenebilir ayrıca doğrudan basımda kohezyona yardımcı olurlar. Yaygın bağlayıcılar: nişasta solüsyonu, glukoz solüsyonu, melas bazı zamklar, selüloz türevleri jelatin ve povidone. Doğal zamkların mikrobiyal kirlenmeye eğilimi vardır. 3) Dağıtıcılar: dağıtıcılar absorbisyondan önce tabletin sıvı alarak şişip patlaması daha sonra da dağılmasını sağlayan maddelerdir. Yaygın dağıtıcılar; mısır nişast...

Emülsiyon Hazırlama teknikleri

 Emülsiyonlar 4 farklı yöntemle hazırlanabilir 1) Islak zamk yöntemi Yağ-su-akasya 4:2:1 oranında hazırlanır a) iki kısım su bir kısım akasyaya eklenir ve müsilaj form oluşana kadar karıştırılır. b) yağ artan miktarlarda (1-5 ml) yavaş yavaş eklenerek primal emülsiyon oluşturulur. c) yağ/su  emülsiyonu 5 dk boyunca karıştırılır. d) istenen hacme getirilir. 2) kuru zamk yöntemi  Yine 4:2:1 yağ su akasya oranında hazırlanır. a) önce yağ akasya ile karışıtırılıp homojen bir görünüm oluşuncaya kadar karıştırılmaya  devam edilir daha sonra suyun tamamı eklenip karıştırılır. Yüksek konsantrasyondaki elektrolitler emülsiyonu kırabileceği için en son eklenir ve olabildiğince seyreltilerek eklenir. Alkolik solüsyonlar dehidrate olmaya ve hidrokolloidleri çöktürmeye eğilimlidir. Bu yüzden olabildiğince seyreltilerek eklenir. https://youtu.be/4Bw7ug5X7zg?si=OxPFn9ptOq5wcITp Islak ve kuru zamk hazırlama metodunu bu linkten izleyebilirsiniz. 3) Şişe metodu Kuru zamk metodunun bir...

Emülsiyon ajanları

Resim
 1) Emülsiyon ajanları doğal ve sentetik olarak ikiye ayrılır. 2) Doğal emülsiyon ajanları:  Akasya, Tragasanta, pektin, agar, gelatin, metilselüloz ve Karboksimetilselülozdur. 3) Sentetik emülsiyon ajanları: Sentetik emülsiyon ajanları anyonik ,katyonik ve noniyonik formda bulunabilir. A) Anyonik emülsiyon ajanları:   sülfirik asit esterleri (sodyum lauril sülfat), sülfonik asit türevleri( dioktil sodyum sülfosuccinate) ve sabunlardan oluşur. Sabunlar: a) Alkali sabunlar; hidrofobiktir y/s emülsiyon oluşturur. b) Metalik sabunlar; suda çözünür s/y emülsiyon oluşturur. c) Monovalant sabunlar; y/s emülsiyon oluşturur. d) Polivalant sabunlar; s/y emülsiyon oluşturur. B) Katyonik emülsiyon ajanları: sabunlarla geçimsizdir yüzde 1 oranında yüzey aktif madde olarak kullanılır. Örnek benzalkonyum klorür C) Noniyonik emülsiyon ajanları:  a) Sorbitan esterleri span olarak bilinir ve s/y emülsiyonu hazırlamada kullanılır. b) Polisorbatlar Tween olarak bilinir ve y/s emül...

Süspansiyon yapıcı ajanlar

 1) Süspansiyon ajanları hidrofilik kolloidler, killi bileşenler ve diğer bazı maddelerdir. Bunlardan bazıları emülsifiye ajan olarakta kullanılır. 2) Hidrofilik kolloidler: su moleküllerine bağlanarak suyun akıcılığını azaltıp viskoziteni arttırırlar. Viskozite süspansiyon ajanının konsantrasyonu ile doğru orantılıdır. Bu ajanlar mikrobiyal üremeye  nedene olabileceği için antimikrobiyal ajan kullanılması gereklidir. Bu ajanlar genellikle anyoniktir metilselüloz( nötral) ve chitosan( katyonik) hariç. Anyonik hidrokolloidler ile birlikte pozitif yüklü eksipiyanlar ve ilaçlar kullanılmaz aynısı  katyonikler için de geçerlidir negatif yüklü ilaç ve eksipiyanlar kullanılmaz. 3) Hidrofilik kolloidler;  A) Akasya: mikrobiyal dekomposyana  uğrama eğilimi fazladır. Ph 5 ve 9 arasında iyi etkinlik gösterir. Genelde süspansiyonda yüzde 35 oranında kullanılır. B) Tragasanta; Çözeltide yüzde 6 oranında kullanılır akasya olan üstünlük daha az kullanım. Akasyanın yapısındaki...

Süspansiyon hazırlama amaçları

 1) Devamlı etki için : süspansiyonlarda katı dozaj formlarına göre etki sürekli olarak devam eder katı dozaj formlarında absorpsiyondan önce dağılm ve çözünme gereklidir halbuki süspansiyon dissosiyon halinde önceden çözünmüştür. 2) Stabilite: ilaç degredasyonu çözeltilere oranla katı dozaj formlarında ve süspansiyonlarda çok daha yavaş gerçekleşir. 3) Tat: kötü tatlı ilacın süspansiyon içinde çözünmeyen parçacıklar halinde tadının maskelenmesi sağlanabilir. 4) Basit çözünürlük: Bazı preparatların sadece su ile birlikte solüsyonu hazırlanmalıdır. Örneğin göze uygulanacak bir formülasyon gözün yapısından dolayı yalnızca su ile hazırlanmalı bu da süspansiyonu suda çözünmeyen maddeler için iyi bir alternatif yapar.

USP ye göre su çeşitleri

 USP ye göre şu çeşitleri 7 ye ayrılır bunlar 1) Saf su: milyonda 10 kısımdan fazla katı partikül bulunamaz. Ph değeri 5-7 arasında olmalı. Bu tip şu parentaral ve oftalmik çözeltilerde kullanılamaz. 2) İnjeksiyon için su: pirojen içermez saf suyun özelliklerini içerir ve parentaral solusyonlarda kullanılabilir. 3) injeksiyon için steril su: sterilizedir 1Lt lik dozaj formlarını aşmaz. Paketlenmiş ve tek dozluk tip 1 ve 2 camlarda saklanır. 4) injeksiyon için bakteriostatik su: antimikrobiyal ajan içerir 30 ml lik dozaj formlarını aşamaz tek veya çoklu doz şeklinde kullanılabilir. 5) inhalasyon için steril su: sadece inhalasyon amacıyla kullanılır parentaral kullanım için uygun değildir. 6) irrigasyon için steril su: antimikrobiyal ajan veya başka bir madde içermez. 7) Steril saf su : parentaral kullanım için hazırlanır antimikrobiyal madde içermez

Dispersiyon stabilitesi ve stokes eşitliği

Resim
  1) Sedimentasyon oranı yani çökme eğilimi yukarıdaki stokes eşitliği ile belirlenir. 2) Stokes eşitliğine göre:  A) Partikül büyüklüğü ne kadar küçük olursa sistemin stabilitesi o kadar artar B) Yüksek partikül konsantrasyonu;  konsantrasyon arttıkça partiküllerin agregat oluşturma olasılığı artar ve bu da stabiliteyi bozar. C) Partikül Partikül etkileşimleri: bu tip etkileşimlerden korunmak ve agregasyonu önlemek için iyonlaşan partiküllerin aynı tip yükle yüklenmesini sağlamak gerekebilir. Eğer bir sürfaktan kullanılırsa sürfaktan yüzeylerarasında toplanacak ve yükü tahmin edilebilir olacaktır ancak sürfaktan kullanılmadığı durumda partiküllerin yükleri ve toplanma yerleri belirlenemez ve agregasyona neden olur. Yüklü partikülün potansiyeli ile dispersiyon ortamının potansiyeli arasındaki farka zeta potansiyel denir. Eğer zeta potansiyel büyük bir değere sahipse partikül ile dispersiyon ortamı arasındaki itici kuvvetler çekici kuvvetlerden baskın gelir ve deflokülasyo...

Koligatif özellikler

Resim
 1) Buhar basıncı azalması: Kısmi buhar basıncı rault yasası ile açıklanır P=P'×X Burada P kısmi buhar basıncını P' ise saf gazın buhar basıncıdır. X mol fraksiyonudur. Buhar basıncı sıcaklığa bağlıdır ancak gazın veya dengede olduğu sıvının miktarından bağımsızdır. Böylece saf P' gazının karışım halindeki P gazına göre azalan buhar basıncı şu şekilde hesaplanır: Burada A başlangıçtaki saf sıvı B ise A ile karışan sıvıdır. Son olarak delta PA ile azalan buhar basıncı ifade edilir. 2) Kaynama noktası yükselmesi: Bir sıvının kaynama noktası normal şartlarda buhar basıncının dış atmosfer basıncına yani deniz seviyesinde 760 mm Hg ya eşit olduğu noktadır. Solüsyonun kaynama noktası saf sıvının kaynama noktasından yüksektir. Çünkü yukarıda 1. maddede bahsedildiği gibi solüsyonun buhar basıncı saf sıvının buhar basıncından daha düşüktür bunun sebebi mol fraksiyonunun total buhar basıncını düşürmesidir. Yani sıvı 760 mm Hg basınca ulaşmak için saf olduğu duruma göre daha fazla ısı...

SIVILARIN AKIŞ ÖZELLİKLERİ

Resim
 1)  Sıvıların akışı ile kayma gerilimi arasındaki bağıntı aşağıdaki gibidir: Burada F uygulanan kuvveti A uygulama alanını n vizkositeyi dv/dx ise kayma oranını gösterir. D= dv/dx ve t= F/A dır. Vizkositenin birimi CGS sistemine göre dynes cm-2s-1 veya poise dur. SI sistemine göre m-2s-1 dır ve 10 poise a eşittir. 2) Yukarıdaki grafikte Sıvıların akış özellikleri gösterilmiştir buna göre kayma gerilimi ile kayma oranı arasında doğru orantı olan Sıvılara Nevtonian sıvı denir ve düzgün bir eğim oluşturur. 3) Nonnewtonian sıvılar newtonun akış denklemine uymazlar. Bu maddeler kayma bağımlı ve zaman baģımlı vizkosite gösterirler. Bu sıvılar görünen viskosite ile açıklanır ve newton eşitliğine uymazlar genellikle heterojen sıvı ve katılarda görülür. 4) Kayma bağımlı vizkosite: bu tip vizkositede uygulanan kuvvet arttıkça ya zamanla kayma oranı yani vizkosite artar ( kayma kalınlaşlaşması veya dilatasyon)( 3. Eğim) ya da azalır( kayma incelmesi psodoplastik akış) (2. Eğim). Plast...

Moleküller arası etkileşimler

 1) Moleküller net elektron dağılımı simetrik veya asimetrik şekilde olarak ikiye ayrılırlar. Yani molekülün elektron bulutu kutuplu (dipole) veya kutupsuz olabilir. 2) Nonpolar moleküller mükemmel simetri gösterir ve dipole momenti 0 dır. Polar moleküller asimetriktir ve dipole momenti sıfırdan farklıdır. 3) Dipolar moleküller birbirlerine yaklaştıkça aynı kutba sahip pozitif-pozitif negatif-negatif moleküller birbirini iter itme kuvveti etkindir ancak zıt kutuplar birbirine yaklaştıkça negatif- pozitif çekme kuvvetleri etkindir ve dipole dipole etkileşimi oluşur. 4) Nonpolar moleküllerin anlık elektron bulutundaki değişmeler sonucunda oluşan indüklenmiş dipole yapısındaki moleküllerin etkileşimleri indüklenmiş dipole- indüklenmişdipole  etkileşimi LONDON KUVVETI olarak bilinir ve gücü 0.5-1 kcal/mol dür. 5) İndüklenmiş dipole(anlık dipole) - dipole(kalıcı dipole) etkileşimi daha güçlü etkileşimi ve DEBYE INDUKLENMIS GÜCÜ olarak bilinir etkileşimin gücü 1-3 kcal/ mol dür. 6) ...

Selektif serotonin reuptake inhibitörleri ssri

 1) Serotonin transporter (SERT) glikoprotein yapısındadır ve serotoninin hücre dışından hücre içine taşınmasını sağlar 2) SERT ile serotoninin bağlanması SERT proteininde konformosyonel değişikliğe neden olur ve hücre dışındaki yüksek Na un da SERT proteinine bağlanması ile bu değişiklik desteklenir. Ayrıca Cl iyonununda SERT proteinine bağlanması bu etkiyi arttırır. 3) Serotonin beyinde ve vucütta bulunan bir nörotransmittertir. Serotoninin kimyasal yapısı triptofan aminoasidinin 5 hidroksi türevi şeklindedir bu yüzden serotonine 5-HT de denmektedir yani 5 hidroksi triptofan. 4) Serotonin  a) Ruh durumunu düzenler: düşük serotonin seviyeleri ile depresyon ve anksiyete arasında ilişki vardır. b) Uyku düzeni: uykunun sirkadiyen ritimde gerçekleşmesinde ve düzenlenmesinde rolü vardır melatonin üretiminde kullanılır c)İştah d) Ağrı algısı e) Vazokonstriksiyon  5) Serotonin reuptake inhibitörleri (SSRI) SERT proteini ile allosterik olarak etkileşir ve serotoninin bağlanma no...